İçeriğe geç

MUSA ABAY VE HEMŞİN MUHTARLAR DERNEĞİ Başvurusu

AYM'de aç
Başvuru no
2018/10117
Başvuru tarihi
13.04.2018
Karar tarihi
12.01.2022 (1.370 gün)
Karar veren
İkinci Bölüm
Resmî Gazete
—
Mevki
Rize'nin Hemşin ilçesi
Yatırımcı / proje
hidroelektrik santrali
Yatırım türü
Enerji › Hidroelektrik santrali (HES), baraj, regülatör
Başvuru konusu

Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

AYM kararının gerekçesi (özet)

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların esas olarak Hemşin’de yapılması planlanan Dikmen I-II Regülatörleri ve HES Projesi’nin çevreye, organik tarıma, flora-faunaya ve yörede yaşayanların yaşam koşullarına zarar vereceği iddiasıyla açtıkları davanın reddedilmesinden yakındıklarını tespit etmiştir. Ancak bireysel başvuru devam ederken Çevre ve Şehircilik Bakanlığından alınan bilgiye göre projeye ilişkin ÇED olumlu kararından sonra yedi yıl boyunca yatırıma hiç başlanmadığı, araziye fiziki müdahale yapılmadığı, bu nedenle ÇED Yönetmeliği uyarınca ÇED raporunun geçerliliğini yitirdiği ve ayrıca enerji üretim lisansının da sona erdirildiği anlaşılmıştır. AYM, bu durumda başvurucuların şikâyet ettikleri çevresel tehdit ve müdahalenin artık hukukî ve fiilî olarak ortadan kalktığını, dolayısıyla ihlalin ve sonuçlarının devam ettiğinin söylenemeyeceğini değerlendirmiştir. Başvurucular her ne kadar yargılama sırasında yıprandıklarını, vekâlet ücreti ve gider ödediklerini ileri sürmüşlerse de Mahkeme, artık geçerliliği kalmayan bir ÇED raporuna ilişkin yargılamanın sürdürülmesini haklı kılan güncel ve canlı bir sebep bulunmadığı kanaatine varmıştır. Ayrıca Anayasa’nın uygulanması ve yorumlanması ya da temel hakların kapsamının belirlenmesi bakımından incelemeye devam edilmesini gerektiren istisnai bir durum da görmemiştir. Bu nedenle başvurunun esası incelenmeksizin, incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan neden kalmadığı gerekçesiyle düşmesine karar vermiştir.

Bu özet arşiv editörlerince hazırlanmıştır. Bağlayıcı metin için karar metnine bakınız.
V. HÜKÜM
  1. Açıklanan gerekçelerle;
  2. A. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmamış olması nedeniyle DÜŞMESİNE,
  3. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 12/1/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM inceleme sonuçları
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
    Çevre
    Düşme
Heyet ve taraflar
Başkan
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
Engin YILDIRIM
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
Çağlar ÖNCEL
Başvurucular
Musa ABAY
Hemşin Muhtarlar Derneği
Vekil
Av. Cömert Uygar ERDEM
Av. Özlem ŞEN ABAY

Süreç

  1. 12.03.2014 Diğer § 7
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Rize’nin Hemşin ilçesinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Dikmen I-II Regülatörleri ve HES Projesi için ÇED olumlu kararı verdi.
    Olay ve olgular
  2. 27.05.2014 Dava § 8
    Musa Abay ile Hemşin Muhtarlar Derneği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine Rize İdare Mahkemesinde dava açtı ve ÇED raporunun iptalini talep etti.
    Rize İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  3. 01.07.2014 İdari başvuru § 10
    Projeyi yürüten şirket, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yanında davaya katılmak için Rize İdare Mahkemesine başvurdu.
    Çevre Bakanlığı Olay ve olgular
  4. 29.09.2014 Diğer § 10
    Rize İdare Mahkemesi, şirketin davaya katılma talebini kabul etti.
    Rize İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  5. 2015 ≈ Kanun yolu
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile şirket, Rize İdare Mahkemesinin iptal kararına karşı Danıştay Ondördüncü Dairesine temyiz başvurusunda bulundu
  6. 21.01.2015 Keşif / bilirkişi § 11
    Bilirkişi heyeti, Rize İdare Mahkemesine sunduğu raporda proje sahasında Ekolojik Değerlendirme Raporu hazırlanmadığını, kümülatif etkinin bütüncül değerlendirilmesi gerektiğini ve projenin bu hâliyle uygun olmadığını tespit etti.
    Rize İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  7. 27.03.2015 Mahkeme kararı § 13
    Rize İdare Mahkemesi, başvurucuların açtığı davayı kabul etti ve ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.
    Rize İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  8. 02.11.2015 Kanun yolu § 15
    Danıştay Ondördüncü Dairesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile şirketin temyiz başvurularını kabul etti, Rize İdare Mahkemesi kararını bozdu ve çevre mühendisi de bulunan yeni bir bilirkişi heyetiyle yeniden keşif ve inceleme yapılması gerektiğine karar verdi.
    Danıştay Ondördüncü Dairesi Olay ve olgular
  9. 2016 ≈ Kanun yolu
    Başvurucular ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yeni bilirkişi raporuna karşı Rize İdare Mahkemesine itiraz dilekçeleri sundu.
  10. 24.11.2016 Kanun yolu § 16
    Rize İdare Mahkemesinin bozma kararı üzerine oluşturduğu yeni bilirkişi heyeti, mahkemeye sunduğu raporda hafriyat atıkları yönetim planının bilimsel yeterlilik taşımadığını, can suyu hesabında hata bulunduğunu, jeolojik ve floraya ilişkin çalışmaların eksik olduğunu belirtti.
    Rize İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  11. 30.12.2016 Mahkeme kararı § 18
    Rize İdare Mahkemesi, başvurucuların davasını yeniden kabul etti ve dava konusu ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.
    Rize İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  12. 2017 ≈ Kanun yolu
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile şirket, Rize İdare Mahkemesinin 30.12.2016 tarihli iptal kararına karşı Danıştay Ondördüncü Dairesine temyiz başvurusunda bulundu.
  13. 02.11.2017 Kanun yolu § 20
    Danıştay Ondördüncü Dairesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile şirketin temyiz başvurularını kabul etti, Rize İdare Mahkemesi kararını bozdu ve davanın kesin olarak reddine karar verdi.
    Danıştay Ondördüncü Dairesi Olay ve olgular
  14. 19.03.2018 Tebliğ § 21
    Danıştay Ondördüncü Dairesinin nihai kararı başvurucular vekiline tebliğ edildi.
    Olay ve olgular
  15. 13.04.2018 AYM başvurusu § 2
    Musa Abay ile Hemşin Muhtarlar Derneği, Danıştayın kesin ret kararı nedeniyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
    Anayasa Mahkemesi AYM süreci
  16. 13.10.2021 İdari işlem § 22
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Anayasa Mahkemesine gönderdiği yazıda projeye yedi yıl içinde başlanmadığı için ÇED raporunun geçerliliğini yitirdiğini ve enerji üretim lisansının sona erdiğini bildirdi.
    Çevre Bakanlığı Olay ve olgular
  17. 12.01.2022 AYM kararı
    Anayasa Mahkemesi (İkinci Bölüm) kararını verdi: Kabul edilemezlik vd..
    Anayasa Mahkemesi
Süreç özeti
İlk kayıtlı olay
12.03.2014
AYM'ye başvuru
13.04.2018 (ilk olaydan 4 yıl 1 ay sonra)
AYM kararı
12.01.2022 (başvurudan 3 yıl 8 ay sonra)

Olaylar, karar metninin Olay ve Olgular bölümünden (yeni kararlarda Bireysel Başvuru Süreci alt başlığı dahil) derlenmiş ve editörce onaylanmıştır. ≈ işaretli tarihler yaklaşıktır.

Metin AYM Kararlar Bilgi Bankası'ndan alınmıştır; editöryal düzeltmelere tabi olabilir. Paragraf numarasına tıklayarak bağlantı, ile AYM biçiminde atıf kopyalayabilirsiniz.
bilirkişi vurgulandı.

I. BAŞVURUNUN KONUSU

Başvuru, yapılması planlanan hidroelektrik santrali için çevresel etki değerlendirmesi raporunun uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile konut hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

Başvuru 13/4/2018 tarihinde yapılmıştır.
Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

Başvuru formu ile eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
Rize'nin Hemşin ilçesinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Dikmen I-II Regülatörleri ve Hidroelektrik Santrali (HES) için 12/3/2014 tarihinde Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu Kararı (Rapor) verilmiştir.
Başvurucular 27/5/2014 tarihinde Rize İdare Mahkemesinde (Mahkeme) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Çevre Bakanlığı) aleyhine dava açarak ÇED Raporunun iptalini talep etmiştir. Dava dilekçesinde; ÇED Raporunda 58.265 m² olacağı anlaşılan kazı fazlası malzemenin dere yatağına dökülmesinin planlandığı, proje kapsamındaki bölgenin 2007 yılından beri organik çay tarım havzası olarak belirlendiği ifade edilmiştir. Dilekçede ayrıca, HES projesinin çay tarımı üzerindeki etkilerinin olumsuz olacağı, proje için açılması planlanan yolların bölgenin flora ve faunasını olumsuz etkileyeceği belirtilmiştir. Başvurucular, anılan etkilerin dere suyundaki azalma ile birlikte bölgenin biyoçeşitliliğine, organik tarıma ve turizm faaliyetlerine zarar vereceğini, HES için gerekli elektrik iletim hatlarının ÇED Raporunda irdelenmemiş olmasının mevzuata aykırı olduğunu bildirerek ÇED Raporunun iptalini ve yürütmenin durdurulmasını talep etmiştir.
Çevre Bakanlığının cevap dilekçesinde; ÇED Raporunun mevzuatta belirtilen tüm koşulları taşıdığı belirtilerek açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğundan reddi gerektiği ifade edilmiştir.
Şirket 1/7/2014 tarihli dilekçe ile davaya Çevre Bakanlığı lehinde katılma talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 29/9/2014 tarihli ara kararı uyarınca şirketin davaya katılma talebi kabul edilmiştir.
Mahkeme, yargılama sırasında mahallinde keşif yapılmasına karar vermiş ve bilirkişi raporu almıştır. Mahkemeye sunulan 21/1/2015 tarihli bilirkişi raporunda; proje sahasında Ekolojik Değerlendirme Raporunun (EDR) hazırlanmadığı, nihai ÇED sürecinin havzayı kümülatif değerlendirerek yenilenmesi gerektiğibelirtilmiştir. Raporda ayrıca, dava konusu projenin çevrede oluşturabileceği olumsuz etkilerin kapsamlı, gerçekçi ve doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için aynı su havzasında faaliyette bulunan ve yapılması planlanan HES projeleri ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Raporda sonuç olarak projenin yapıldığı ve uygulanacağı sahada bu hâliyle HES'in uygun olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Çevre Bakanlığı ve şirket tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuştur. İtiraz dilekçelerinde; ÇED Raporunda mevzuat gereğince bulunması gerekli tüm konularda yeterli bilgi bulunduğu, buna karşın bilirkişi raporunda bu hususların gözardı edilerek Mahkemenin yerindelik denetimi yapmaya yönlendirilmek istendiği belirtilmiştir.
Mahkeme 27/3/2015 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; bilirkişi raporuna atıf yapılarak dava konusu ÇED Raporuna esas projenin kümülatif çevresel etkileri açısından değerlendirilmediği yani dava konusu projenin çevreye vereceği olumsuz etkilerinin kapsamlı, gerçekçi ve doğru bir şekilde hesaplanabilmesi için diğer HES projeleri ile birlikte bütüncül bir şekilde ele alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Gerekçede ayrıca her bir projenin çevre ve ekosistem üzerindeki olumsuz etkilerinin, bulunduğu havzada birbirinden ayrı ve bağımsız şekilde ele alınıp değerlendirilmesinin, proje sayısının artmasıyla doğru orantılı olarak artan kümülatif olumsuz etkinin belirlenmesi noktasında yanıltıcı olacağı vurgulanmıştır. Mahkeme, mevzuat uyarınca su kaynaklarının koruma ve kullanma dengesi gözetilerek çevrenin ekolojik ve kimyasal kalitesinin korunması ve geliştirilmesini sağlamak amacıyla havza bazında, nehir havza yönetim planları hazırlanması gerektiğini belirtmiştir.
Çevre Bakanlığı ve şirket, temyiz talebinde bulunmuştur. Çevre Bakanlığı, temyiz dilekçesinde; birinci başvurucunun tüzel kişiliği bulunmadığından bu başvurucu yönünden davanın usulden reddi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca iptal kararına gerekçe olan hususlarda ÇED Raporunun gerekli açıklamaları içerdiğini beyan etmiştir. Şirket, temyiz dilekçesinde; Mahkemenin eksik ve yetersiz bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiğini, yargılama sırasında bu rapora yönelik itirazlarının ve ek rapor alınması taleplerinin haksız şekilde reddedildiğini beyan etmiştir.
Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire) 2/11/2015 tarihinde hükmün bozulmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; planlanan projenin doğal hayat üzerindeki etkilerinin belirlenmesi amacıyla çevre mühendisi bilirkişiden görüş alınması gerektiği, buna karşın Mahkemece yapılan keşifte çevre mühendisi bilirkişinin bulunmadığı belirtilmiştir. Daire, bu nedenle projenin bulunduğu çevrenin özelliğine göre çevre mühendisinin de dâhil olduğu konusunda uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyeti eşliğinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Mahkeme, anılan bozma kararı kapsamında oluşturduğu bilirkişi heyeti ile yeniden keşif yaparak bilirkişi raporu almıştır. 24/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda; hafriyat atıkları konusunda belirlenen yönetim planının bilimsel esaslardan uzak olduğu, dere yatağında bırakılması planlanan can suyunun derenin genişleyip daraldığı alanlara göre yeniden hesaplanması gerektiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca, jeolojik ve jeoteknik olarak ÇED raporunda yapılan çalışmaların yüzeysel ve eksik olduğu, projenin flora açısından etkilerinin daha detaylı bir çalışmayla ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.
Başvurucular ile Çevre Bakanlığı tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuştur. Başvurucular itiraz dilekçesinde; ÇED Raporunun yetersiz olduğuna ilişkin nihai görüşe katıldıklarını bununla birlikte raporun hafriyat atıkları, sucul yaşam, jeolojik değerlendirme ile ilgili kısımlarında eksiklikler bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucular ayrıca bilirkişi raporunda; nihai ÇED Raporunun ilgili uluslararası sözleşme yönünden değerlendirilmesi, sağlık koruma bandı mesafesinin tespiti, halkın katılımının sağlanması ile projenin ekonomik ve sosyal boyutları hakkında hiçbir incelemeye yer verilmediğini ifade etmiştir. Çevre Bakanlığının itirazında; projenin inşaatı sırasında ortaya çıkacak kazı fazlası malzemenin depolanmasında ilgili yönetmelik hükümlerinin nazara alındığı, projenin ormancılığa etkilerinin tespiti için Trabzon Orman Bölge Müdürlüğünden inceleme yapılmasının talep edildiği, bu kurumun raporu uyarınca projenin sakınca teşkil etmediğinin belirlendiği ifade edilmiştir. Dilekçede, davaya konu projenin organik tarıma, yörenin flora ve faunasına etkilerinin de ÇED raporunda ayrıntılı olarak yer aldığı, nitekim ÇED Raporunun ekinde bulunan ekosistem değerlendirme raporunda olumsuz bir tespite yer verilmediği belirtilmiştir.
Mahkeme 30/12/2016 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; bilirkişi raporuna atıf yapılarak hafriyat atıkları yönetim planının bilimsel yeterlilik taşımadığı, can suyu miktarının hesaplanmasında hata yapıldığı belirtilmiştir. Kararda ayrıca Hemşin Deresi'ndeki canlıların korunmasına ve flora açısından detaylı bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu, jeolojik ve jeoteknik olarak ÇED Raporu içerisinde yapılan çalışmaların yüzeysel ve eksik olduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, bu çaptaki bir projede özellikle santral binasının konumlandıracağı alanın ve tünel giriş çıkışının mühendislik jeolojisinde uzman bir ekip tarafından detaylandırılması gerektiğini vurgulayarak dava konusu ÇED Raporunun hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Çevre Bakanlığı ve şirket, temyiz talebinde bulunmuştur. Çevre Bakanlığının dilekçesinde, önceki temyiz dilekçesinde (bkz. § 14) ve bilirkişi raporu hakkındaki itiraz dilekçesinde (bkz. § 17) beyan edilen hususlar tekrar edilmiştir. Şirketin temyiz dilekçesinde ise; Mahkemenin eksik ve yetersiz bilirkişi raporunu esas alarak karar verdiği, muhakeme erkini tamamen bilirkişilere terk ettiği belirtilmiştir. Bu kapsamda, anılan raporda dere yatağındaki can suyunun hesaplanmasında hata yapılmasına karşın Mahkemenin itirazları dikkate almadığını belirten şirket, bilirkişi raporunun hafriyat atıkları konusunda da mevzuata aykırı bir değerlendirme yaptığını ifade etmiştir.
Daire 2/11/2017 tarihinde kararın bozulmasına ve davanın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki bir kısım tespitlerin soyut ve genel nitelikte öngörülere dayandığı, raporda yer verilen hususlarla ilgili hangi önlem veya taahhüdün yetersiz olduğu, hangi hususların tehlike arz ettiği konusunda proje yerinde yapılmış gözlem ve incelemelere dayalı somut ve teknik tespitlere yer verilmediği belirtilmiştir.
Nihai karar, başvurucular vekiline 19/3/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi; Çevre Bakanlığı ile yazışma yaparak başvuruya konu HES projesinin hangi aşamada olduğu, şirketin bu bölgede faaliyet izninin devam edip etmediği ile ilgili bilgi talep etmiştir. Çevre Bakanlığının 13/10/2021 tarihli cevabına göre 12/3/2014 tarihinde ÇED Raporu verilen HES projesine ilişkin Rize Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün (İl Müdürlüğü) 7/6/2021 tarihli denetimi sonucunda proje inşaatına başlanılmadığı, imar planına yönelik herhangi bir jeolojik sondaj çalışmasının yapılmadığı, araziye fiziki müdahale yapılmadığı tespit edilmiştir. Çevre Bakanlığı, bu nedenle 25/11/2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca 7 yıl içerisinde projeye ilişkin yatırıma başlanılmadığından ÇED Raporunun geçerliliğini yitirdiğini ve bu durumun şirkete bildirildiğini ayrıca bu projeye ait Enerji Üretim Lisansının da sonlandırıldığını bildirmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

Anayasa Mahkemesinin 12/1/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

Başvurucular, HES projesinin hayata geçmesi ile bölgedeki doğal zenginliklerin telafisi mümkün olmayacak şekilde zarar göreceğini, çevrede yaşayan kişilerin sağlığı ve yaşam kalitesinin olumsuz etkileneceğini belirtmiştir. Nitekim projenin gerçekleşmesi düşünülen bölgede ikamet ettiklerini ve organik tarımla geçimlerini sağladıklarını ifade eden başvurucular, anılan proje nedeniyle gerek tarımsal faaliyetlerinin gerekse canlı yaşamının tehdit altında olduğunu beyan etmiştir. Başvurucular, bilimsel gerçeklerden uzak şekilde hazırlanan ve yanlış ifadeler içeren ÇED Raporunun iptali için açtıkları davanın haksız şekilde reddedilmesi nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca Dairenin kararının gerekçe içermediğini, çözümü uzmanlık gerektiren bir konuda bilirkişi raporunun aksine karar verilmesi sebebiyle hakkaniyete uygun yargılama yapılmadığını ve tarımsal faaliyetlerinin zarar görecek olması nedeniyle de mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Bakanlığın görüş yazısında; başvurucular tarafından HES projesinin yapılması hâlinde bölgedeki tarımsal faaliyetlere ve canlı yaşamına zarar verileceği ileri sürülmüş ise de Çevre Bakanlığından edinilen bilgiye göre ÇED Raporunun verildiği tarihin üzerinden yedi yıl geçmesine rağmen şirket tarafından herhangi bir yatırım faaliyetine başlanılmadığı belirtilmiştir. Görüşte, ÇED Yönetmeliği'nin 14. maddesinin (4) nolu fıkrası gereğince ÇED Raporunun geçersiz sayılacağı, dolayısıyla başvurucuların mağdur sıfatlarının bulunmadığı bildirilmiştir.
Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarında; şirketin HES projesine ait enerji üretim lisansının iptal edildiği bilgisi doğru olsa da ÇED Raporunun iptali talebiyle başlatılan yargı sürecinde maddi ve manevi olarak yıprandıklarını, yargılama gideri ve vekâlet ücreti ödemek zorunda kaldıklarını beyan etmiştir. Başvurucular, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) bir kısım kararlarına yer vererek somut olayda mağdur statülerinin bulunmadığına ilişkin Bakanlık görüşünün hukuka uygun olmadığını ifade etmiştir.

B. Değerlendirme

30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir:
“Kabul edilebilirlik şartları ve incelemesinin usul ve esasları ile ilgili diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir.”
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 80. maddesi şöyledir:
“(1) Bölümler ya da komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hallerde düşme kararı verilebilir:
…
ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.
(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir.”
Başvurucular, esas itibarıyla yaşadıkları bölgede yapılması planlanan HES projesinin tarımsal faaliyetlere ve yörenin flora ve faunasına zarar vereceğinden yakınmaktadır. Ancak bireysel başvuru sonrasında Çevre Bakanlığı ile yapılan yazışma sonucunda başvuruya konu projenin inşaatına başlanmadığı gibi ÇED Raporunun geçerliliğinin sona erdiği yönünde bilgi verildiği anlaşılmıştır (bkz. § 22).
Diğer taraftan başvurucuların yargılanmanın yenilenmesi ve manevi tazminat ödenmesi isteminde bulundukları görülmektedir. Başvurucuların talebine konu olan yargılama ÇED Raporunun iptali isteminin reddine ilişkindir. Oysa anılan raporun geçerliliğini yitirdiği şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edilmiştir. Dolayısıyla ihlalin ve sonuçlarının ortadan kalktığı açık olduğundan başvurucunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir nedenin kalmadığı anlaşılmıştır. Öte yandan İçtüzük'ün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen ve başvurunun incelenmesini gerekli kılan istisnai koşulların bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmadığı anlaşıldığından başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin düşmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden kalmamış olması nedeniyle DÜŞMESİNE,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 12/1/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Arşivdeki ilgili kararlar

Henüz bağlantılı karar yok.

AYM'nin atıf yaptığı kararlar

Atıf bilgisi yok.