İçeriğe geç

DUYGU DİKMENOĞLU ÖZKAN VE DİĞERLERİ Başvurusu

Kabul edilemezlik vd. Altın madeni İzmir
AYM'de aç
Başvuru no
2018/29841
Başvuru tarihi
28.09.2018
Karar tarihi
03.02.2022 (1.224 gün)
Karar veren
Birinci Bölüm
Resmî Gazete
—
Mevki
İzmir'in Bergama ilçesi Ovacık bölgesi
Yatırımcı / proje
altın madeni
Yatırım türü
Madencilik › Altın madeni
Başvuru konusu

Başvuru, İzmir'in Bergama ilçesi Ovacık bölgesinde bulunan altın madeni için çevresel etki değerlendirmesinin uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

AYM kararının gerekçesi (özet)

Anayasa Mahkemesi bu başvuruda esasa girmemiş, başvuruyu süre aşımı nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Mahkeme, bireysel başvurunun ön şartlarından birinin başvuru süresi olduğunu, bu sürenin hukuki belirlilik bakımından zorunlu bir usul kuralı teşkil ettiğini vurgulamıştır. 6216 sayılı Kanun ve İçtüzük uyarınca bireysel başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ya da nihai kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerektiğini hatırlatmıştır. Somut olayda Danıştayın nihai kararı başvurucular vekiline 28.08.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen bireysel başvuru 28.09.2018 tarihinde yapılmıştır. AYM, otuz günlük sürenin dolmasından sonra başvuru yapıldığını tespit ederek, diğer kabul edilebilirlik şartlarını ve esas yönünden ileri sürülen çevre, yaşam, maddi ve manevi varlığın korunması ve makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarını incelemeye gerek görmemiştir. Sonuç olarak başvurunun yalnızca süresinde yapılmamış olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

Bu özet arşiv editörlerince hazırlanmıştır. Bağlayıcı metin için karar metnine bakınız.
V. HÜKÜM
  1. Açıklanan gerekçelerle;
  2. A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
  3. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 3/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM inceleme sonuçları
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
    Çevre
    Süre Aşımı
Heyet ve taraflar
Başkan
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
Çağlar ÖNCEL
Başvurucular
Duygu DİKMENOĞLU ÖZKAN
Hamza KURAL
Sedat GÜMÜŞ
Senem DİKMENOĞLU AKBAL
Senih ÖZAY
Tahsin SEZER
Vekil
Av. Senih ÖZAY

Süreç

  1. 2009-2010 ≈ Dava
    Koza Altın İşletmeleri A.Ş. ile çok sayıda şirket çalışanı, başvurucuların açtığı davaya müdahil olarak katıldı.
  2. 18.02.2009 İdari işlem § 7
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Koza Altın İşletmeleri A.Ş. adına İzmir’in Bergama ilçesi Ovacık, Çamköy ve Narlıca köyleri sınırlarında altın ve gümüş madeni işletilmesi amacıyla ÇED olumlu kararı verdi.
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Olay ve olgular
  3. 14.04.2009 Dava § 8
    Duygu Dikmenoğlu Özkan ve diğerleri, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine İzmir 1. İdare Mahkemesinde dava açtı ve ÇED olumlu kararının iptalini talep etti.
    İzmir 1. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  4. 22.04.2009 Mahkeme kararı § 9
    İzmir 1. İdare Mahkemesi, dava dilekçesinde bulunması gereken temel unsurların yer almadığı gerekçesiyle dilekçenin reddine kesin olarak karar verdi.
    İzmir 1. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  5. 26.05.2009 Dava § 10
    Duygu Dikmenoğlu Özkan ve diğerleri, aynı ÇED olumlu kararının iptali istemiyle İzmir 1. İdare Mahkemesinde yeniden dava açtı.
    Olay ve olgular
  6. 11.03.2010 Mahkeme kararı § 10
    İzmir 1. İdare Mahkemesi, başvurucuların açtığı davanın İzmir 3. İdare Mahkemesinde derdest olan dava ile birleştirilmesine ve dosyanın bu mahkemeye gönderilmesine karar verdi.
    İzmir 1. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  7. 04.10.2011 Mahkeme kararı § 11
    İzmir 3. İdare Mahkemesi, başvurucuların açtığı davayı reddetti.
    İzmir 3. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  8. 16.04.2014 Kanun yolu § 12
    Danıştay Ondördüncü Dairesi, başvurucuların temyiz başvurusunu kabul etti, İzmir 3. İdare Mahkemesi kararını bozdu ve uzman bilirkişilerle mahallinde keşif ve inceleme yapılması gerektiğine karar verdi.
    Danıştay Ondördüncü Dairesi Olay ve olgular
  9. 12.05.2016 Kanun yolu § 13
    İzmir 3. İdare Mahkemesinin bozma kararı sonrası aldığı bilirkişi raporunda, ÇED raporunun yönetmeliğe uygun alındığı ancak flora-fauna, deprem riski ve taşkın yönünden bilimsel eksiklikler bulunduğu belirtildi.
    İzmir 3. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  10. 15.11.2016 Keşif / bilirkişi § 13
    Aynı bilirkişi heyeti, İzmir 3. İdare Mahkemesine sunduğu ek raporda, ÇED kapsamındaki alanın deprem riski açısından değerlendirilebilmesi için uzun süreli saha çalışması gerektiğini tespit etti.
    İzmir 3. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  11. 2017 ≈ Kanun yolu
    Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Koza Altın İşletmeleri A.Ş., İzmir 3. İdare Mahkemesinin iptal kararına karşı Danıştay Ondördüncü Dairesine temyiz başvurusunda bulundu.
  12. 25.04.2017 Mahkeme kararı § 14
    İzmir 3. İdare Mahkemesi, Duygu Dikmenoğlu Özkan ve diğerlerinin davasını kabul etti ve 18.02.2009 tarihli ÇED olumlu kararının iptaline karar verdi.
    İzmir 3. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  13. 26.04.2018 Kanun yolu § 16
    Danıştay Ondördüncü Dairesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile şirketin temyiz başvurularını kabul etti, İzmir 3. İdare Mahkemesi kararını bozdu ve davanın kesin olarak reddine karar verdi.
    İzmir 3. İdare Mahkemesi Olay ve olgular
  14. 28.08.2018 Tebliğ § 17
    Danıştay Ondördüncü Dairesinin nihai kararı başvurucular vekiline tebliğ edildi.
    Olay ve olgular
  15. 28.09.2018 AYM başvurusu § 18
    Başvurucular (Duygu Dikmenoğlu Özkan ve diğerleri), Danıştayın nihai kararına karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
    Olay ve olgular
  16. 03.02.2022 AYM kararı
    Anayasa Mahkemesi (Birinci Bölüm) kararını verdi: Kabul edilemezlik vd..
    Anayasa Mahkemesi
  17. - Kanun yolu
    Duygu Dikmenoğlu Özkan ve diğerleri, İzmir 3. İdare Mahkemesinin ret kararına karşı Danıştay Ondördüncü Dairesine temyiz başvurusunda bulundu.
Süreç özeti
İlk kayıtlı olay
01.01.2009
AYM'ye başvuru
28.09.2018 (ilk olaydan 9 yıl 8 ay sonra)
AYM kararı
03.02.2022 (başvurudan 3 yıl 4 ay sonra)

Olaylar, karar metninin Olay ve Olgular bölümünden (yeni kararlarda Bireysel Başvuru Süreci alt başlığı dahil) derlenmiş ve editörce onaylanmıştır. ≈ işaretli tarihler yaklaşıktır.

Metin AYM Kararlar Bilgi Bankası'ndan alınmıştır; editöryal düzeltmelere tabi olabilir. Paragraf numarasına tıklayarak bağlantı, ile AYM biçiminde atıf kopyalayabilirsiniz.
bilirkişi vurgulandı.

I. BAŞVURUNUN KONUSU

Başvuru; İzmir'in Bergama ilçesi Ovacık bölgesinde bulunan altın madeni için çevresel etki değerlendirmesinin uygun bulunması nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının; yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

Başvuru 28/9/2018 tarihinde yapılmıştır.
Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.
Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (Çevre Bakanlığı) tarafından 18/2/2009 tarihinde Koza Altın İşletmeleri Anonim Şirketi (Şirket) adına İzmir'in Bergama ilçesi Ovacık, Çamköy ve Narlıca köyleri sınırlarında altın ve gümüş madeni işletilmesi amacıyla "Çevresel etki değerlendirmesi olumludur." (ÇED olumlu kararı) kararı verilmiştir.
Başvurucular, bu kararın iptali istemiyle 14/4/2009 tarihinde İzmir 1. İdare Mahkemesinde Çevre Bakanlığı aleyhine dava açmıştır. Dava dilekçesinde, 2004 yılında sunulan nihai çevresel durum değerlendirme raporunun iptal edilmesi üzerine, bu defa birkaç ek yapılıp adı ÇED raporu olarak değiştirilen aynı rapora ÇED olumlu görüşü verildiği, ÇED raporunun tamamen eski, güncelliğini yitirmiş, yargı kararlarıyla açıkça aykırılığı kanıtlanmış nitelikte olduğu belirtilmiştir. Dilekçede ayrıca, 1997 yılında Danıştayın, siyanür liçi yöntemiyle maden işletmeciliğini kamu yararına aykırı bulduğu, bu karardan sonraki tüm işlemlerin Danıştayın kararının arkasından dolanma amacıyla yapıldığı belirtilerek anılan kararın iptali talep edilmiştir.
İzmir 1. İdare Mahkemesi 22/4/2009 tarihinde dava dilekçesinde bulunması gereken temel unsurların bulunmadığı gerekçesiyle dilekçenin reddine kesin olarak karar vermiştir.
Başvurucular, bu karar üzerine 26/5/2009 tarihinde aynı mahkemede yeniden dava açmış, Şirket ve çok sayıda Şirket çalışanı bu davaya müdahil olarak katılmıştır. İzmir 1. İdare Mahkemesi 11/3/2010 tarihinde davanın İzmir 3. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) derdest olan dava ile birleştirilmesine ve dosyanın Mahkemeye gönderilmesine karar vermiştir.
Mahkeme, 4/10/2011 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçede altın madeni işletmesine dayanak yönetmelik hükmünün Danıştay tarafından iptaline karar verildiği, bu iptal kararından sonra 17/7/2008 tarihli ve 26939 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin yürürlüğe girdiği ifade edilmiştir. Bu çerçevede işletmeci tarafından yapılan başvuru üzerine gerçekleştirilen işlemler neticesinde tesis edilen ÇED olumlu kararında mevzuata ve hukuka aykırılık görülmediği vurgulanmıştır.
Başvurucular temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde Mahkemenin yetersiz inceleme yaptığı belirtilerek usul ve yasaya aykırı kararın bozulması talep edilmiştir. Danıştay Ondördüncü Dairesi (Daire), 16/4/2014 tarihinde kararın bozulmasına karar vermiştir. Bozma gerekçesinde; uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgi gerektirdiği, bu nedenle işleme konu proje hakkındaki ÇED olumlu kararının uzman bilirkişilere mahallinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemenin bozma kararına gereğince aldığı 12/5/2016 tarihli bilirkişi raporda; davaya konu ÇED raporunun ilgili yönetmeliğe uygun olarak alındığı, siyanürleme işleminde, su kaynaklarının kullanımında ve çevresel izleme programında mevzuat ve uygulama açısından eksiklik gözlenmediği belirtilmiştir. Raporda ayrıca, maden işletme sahasının flora ve faunası ile ilgili rapor bölümünün arazi gerçeğini yansıtmadığı, deprem riski ve taşkın açısından maden işletmesine ait ÇED raporunda özensizlik ve bilimsel eksiklikler bulunduğu ifade edilmiştir. Mahkeme, aynı bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar vermiştir. 15/11/2016 tarihli ek raporda ÇED kapsamındaki alanın deprem riski açısından değerlendirilmesi için konunun uzmanları tarafından uzun süreli saha çalışmasının yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Mahkeme, 25/4/2017 tarihinde davanın kabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Gerekçede, bilirkişi raporuna atıfla davaya konusu alana ilişkin düzenlenen ÇED raporunun flora ve faunaya ilişkin hususlar dışında hukuka uygun olarak hazırlandığı ancak, bu alanın gerçek flora, fauna ve diğer canlı grupları bakımından tür çeşitliliği, popülasyon zenginliği, Türkiye'deki dağılışı, yok olma durumu belirlenmeden hazırlandığı anlaşıldığından 18/2/2009 tarihli ÇED olumlu kararının iptalinin gerektiği belirtilmiştir.
Çevre Bakanlığı ve Şirket, temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz dilekçelerinde; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğu, nitekim aynı işlemin iptali istemiyle 2004 yılında açılan bir davada ÇED raporunun bilimsel olarak yeterli kapsam ve detayda olduğunun belirlendiği ifade edilmiştir.
Daire, 26/4/2018 tarihinde Mahkeme kararının bozulmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Bozma kararında, bilirkişilerce alanda bulunan veya bulunması muhtemel endemik, nadir ve nesli tehlike altında olan flora ve fauna türlerinden hangilerine ÇED raporunda yer verilmediğinin somut olarak ortaya konulmadığı belirtilmiştir. Buna karşın, ÇED raporunda flora ve fauna ile ilgili tür çeşitliliğine, popülasyon zenginliğine, Türkiye'deki dağılışına ve yok olma durumuna yeterince değinildiği belirtilerek ÇED olumlu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.
Nihai karar, başvurucular vekiline 28/8/2018 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Başvurucular 28/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

Anayasa Mahkemesinin 3/2/2022 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

Başvurucular, İzmir'in Bergama ilçesi Ovacık altın madeni işletmesine verilen izin nedeniyle yörenin flora ve faunasının önemli ölçüde zarar gördüğünü, Mahkemenin ÇED olumlu kararının iptaline karar vermesine karşın, Danıştayın hukuka aykırı olarak bu kararın bozulmasına karar verdiğini belirtmişlerdir. Maden işletmesi nedeniyle yörede tarımın bitme noktasına geldiğini, içme suyu kıtlığı oluştuğunu, kanser vakıalarında artışlar yaşandığını, yargılamanın çok uzun sürdüğünü ifade eden başvurucular, makul sürede yargılanma hakkı, çevre hakkı, yaşama hakkı ve kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
Bakanlık görüşünde; konuya ilişkin yargı süreci hakkında bilgi verilerek, nihai olarak Çevre Bakanlığının 18/2/2009 tarihli ÇED olumlu kararının geçerliliğini sürdürdüğü belirtilmiştir. Görüşte, anılan kararın alınmasına dayanak teşkil eden kriterlere yer verilmiş ve Şirketin madencilik faaliyetlerini tamamlamasından sonra otuz yıl boyunca izleme çalışmalarına devam edileceği vurgulanmıştır.
Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında; yargılama sürecinin âdil yürütülmediğini, Bakanlık görüşüne karşı ifade edilebilecek farklı bir husus bulunmadığını belirtmişlerdir.

B. Değerlendirme

Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul hükmüdür (Deniz Baykal, B. No: 2013/7521, 4/12/2013, § 32).
Bireysel başvurunun süre koşuluna bağlanmasıyla başvuruculara, bireysel başvuruda bulunmak için imkân yanında hukuki belirlilik de sağlanmaktadır. Dolayısıyla dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerin öngörülmesi -bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkça- hukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırı değildir (Remzi Durmaz, B. No: 2013/1718, 2/10/2013, § 27).
30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.
Somut olayda, nihai karar başvurucular vekiline 28/8/2018 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, tebliğden itibaren otuz gün geçtikten sonra 28/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunulduğu anlaşılmıştır.
Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA 3/2/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Arşivdeki ilgili kararlar

Henüz bağlantılı karar yok.

AYM'nin atıf yaptığı kararlar