İçeriğe geç

BEBEK İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. Başvurusu

Kabul edilemezlik vd. Rüzgâr enerji santrali (RES) İzmir
AYM'de aç
Başvuru no
2019/27921
Başvuru tarihi
09.08.2019
Karar tarihi
18.04.2024 (1.714 gün)
Karar veren
Birinci Bölüm
Resmî Gazete
—
Mevki
İzmir Çeşme
Yatırımcı / proje
RES
Yatırım türü
Enerji › Rüzgâr enerji santrali (RES)
Başvuru konusu

Başvuru, hakkında "ÇED gerekli değildir." kararı verilen rüzgâr enerjisi santralinin taşınmaza zarar vermesi ve reddedilen davada aleyhe yargılama masraflarına hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

AYM kararının gerekçesi (özet)

Anayasa Mahkemesi başvuruyu mülkiyet hakkı kapsamında incelemiştir. Başvurucu şirket, hakkında “ÇED gerekli değildir.” kararı verilen rüzgâr enerjisi santrali projesinin taşınmazlarına zarar verdiğini ve ayrıca reddedilen dava sonucunda aleyhine hükmedilen yargılama giderleri nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği başvurucunun öncelikle olağan başvuru yollarını tüketmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda başvurucunun açtığı dava yalnızca “ÇED gerekli değildir.” kararının iptali istemine ilişkindir ve derece mahkemeleri de idari işlemin hukuka uygunluğunu incelemiştir. Buna karşılık başvurucu, söz konusu idari işlem nedeniyle taşınmazlarının değer kaybettiği veya zarar gördüğü iddiasını tazminat davası yoluyla ileri sürebilecek durumda olmasına rağmen bu yola başvurmamıştır. Bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Başvurucunun yargılama masraflarının kendisine yüklenmesine ilişkin şikâyeti bakımından ise Anayasa Mahkemesi, yargılama giderlerinin davayı kaybeden tarafa yükletilmesinin kanuni dayanağı bulunduğunu ve kamu yararı amacına hizmet ettiğini belirtmiş; somut olayda hükmedilen giderlerin başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediğini değerlendirerek bu iddiayı açıkça dayanaktan yoksun bulmuştur. Sonuç olarak Mahkeme, başvurunun mülkiyet hakkına ilişkin tüm şikâyetlerini kabul edilemez bulmuştur.

Bu özet arşiv editörlerince hazırlanmıştır. Bağlayıcı metin için karar metnine bakınız.
III. HÜKÜM
  1. Açıklanan gerekçelerle;
  2. A. 1. Taşınmazın zarara uğradığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
  3. 2. Yargılama masraflarına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
  4. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/4/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM inceleme sonuçları
  • Mülkiyet hakkı
    Tazminat (kamu kurumlarının tarafı olduğu uyuşmazlıklar)
    Başvuru Yollarının Tüketilmemesi
  • Mülkiyet hakkı
    Yargılama gideri
    Açıkça Dayanaktan Yoksunluk
Heyet ve taraflar
Başkan
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Recai AKYEL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Yılmaz AKÇİL
Raportör
Kamber Ozan TUTAL
Başvurucular
Bebek İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Vekil
Av. Mehmet HORUŞ

Süreç

  1. 2008 ≈ Dava
    Başvurucu şirket, söz konusu kararın iptali talebiyle İzmir 5. İdare Mahkemesinde dava açtı.
  2. 21.05.2008 İdari işlem
    İzmir Valiliği, Çeşme’de planlanan rüzgâr enerjisi santrali projesi için “ÇED gerekli değildir.” kararı verdi.
  3. 28.05.2015 Keşif / bilirkişi
    İzmir 5. İdare Mahkemesi keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında RES projesinin çevre üzerinde önemli bir olumsuz etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetti.
  4. 2017 ≈ Kanun yolu
    İdare Mahkemesi bozma kararına uyarak yeni bilirkişi heyetiyle keşif gerçekleştirdi.
  5. 02.02.2018 Keşif / bilirkişi
    İzmir 5. İdare Mahkemesi yeni bilirkişi raporuna dayanarak “ÇED gerekli değildir.” kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı tekrar reddetti ve yargılama giderlerini başvurucu üzerinde bıraktı.
  6. 27.06.2019 Kanun yolu
    Danıştay 6. Dairesi, İdare Mahkemesi kararını onadı.
  7. 22.07.2019 Tebliğ
    Başvurucu nihai kararı öğrendi.
  8. 09.08.2019 AYM başvurusu
    Başvurucu Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundu.
  9. 18.04.2024 AYM kararı
    Anayasa Mahkemesi (Birinci Bölüm) kararını verdi: Kabul edilemezlik vd..
    Anayasa Mahkemesi
Süreç özeti
İlk kayıtlı olay
01.01.2008
AYM'ye başvuru
09.08.2019 (ilk olaydan 11 yıl 7 ay sonra)
AYM kararı
18.04.2024 (başvurudan 4 yıl 8 ay sonra)

Olaylar, karar metninin Olay ve Olgular bölümünden (yeni kararlarda Bireysel Başvuru Süreci alt başlığı dahil) derlenmiş ve editörce onaylanmıştır. ≈ işaretli tarihler yaklaşıktır.

Metin AYM Kararlar Bilgi Bankası'ndan alınmıştır; editöryal düzeltmelere tabi olabilir. Paragraf numarasına tıklayarak bağlantı, ile AYM biçiminde atıf kopyalayabilirsiniz.

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

Başvuru, hakkında "ÇED gerekli değildir." kararı verilen rüzgâr enerjisi santralinin taşınmaza zarar vermesi ve reddedilen davada aleyhe yargılama masraflarına hükmedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde başvurucu Şirketin amaç ve kapsamı inşaat ve at yetiştiriciliği olarak belirtilmiştir.
İzmir'in Çeşme ilçesinde bir şirket tarafından yapımı planlanan rüzgâr enerjisi santralı (RES) projesi ile ilgili olarak çevresel etkilerine yönelik alınacak önlemler için verilen taahhütleri yeterli bulan İzmir Valiliği 21/5/2008 tarihinde "çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) gerekli değildir." kararı vermiştir. Başvurucu, söz konusu projenin maliki olduğu parsellerin bulunduğu alanda yapımının planlandığını, projenin çevresel etkisinin araştırılması gerektiğini belirterek Valilik kararının iptali için dava açmıştır. Başvurucunun yanında davaya müdahil olan kişiler, projenin çevreye zarar vereceğini ileri sürmüştür. Davalı idare, dava konusu işlemin yatırımcı şirketten alınan taahhütlerden oluştuğunu ve mevzuata uygun karar verildiğini iddia etmiştir.
Davaya bakan İzmir 5. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) proje alanında keşif yaparak bilirkişi raporu almıştır. İdare Mahkemesi 28/5/2015 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararda; RES'in mevzuata uygun olarak projelendirildiğini, bilirkişi raporuna göre gürültü ve yaban hayatı bakımından RES'in önemli bir etki yaratmayacağı kanaatine varıldığını açıklamıştır. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir.
Danıştay Ondördüncü Dairesi 21/6/2016 tarihinde kararı bozmuştur. Danıştay Dairesi, temyiz incelemesinde olan ve birbirine yakın mesafedeki diğer RES projeleri için verilen "ÇED gerekli değildir." kararlarına karşı açılan davalarda alınan bilirkişi raporlarında farklı değerlendirmelere yer verildiğini belirtmiştir. Ayrıca proje alanının doğal sit alanı olduğu ve flora-fauna varlığının bilirkişilerce detaylı olarak incelenmediğini kaydetmiştir. Bu bağlamda içinde çevre mühendisi, ziraat mühendisi ve ornitoloji konusunda uzman kişilerin de bulunacağı yeni bir bilirkişi heyetiyle yapılacak keşif sonrası düzenlenecek bilirkişi raporuyla eksiklik ve çelişkilerin giderilmesi gerektiğini belirtmiştir.
İdare Mahkemesi bozma kararına uymuş ve oluşturduğu yeni bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif icra etmiştir. Bilirkişi raporunda; RES'in hâlihazırda kurulu ve çalışır vaziyette olduğu, projenin çevreye olumsuz etkilerinin en fazla olabileceği dönemin inşaat süreci olduğu, bu nedenle çevresel etkilerin izleme ve kontrol çalışmalarıyla devam ettirilmesinin daha fazla önem taşıdığı kaydedilmiştir. Raporda sonuç olarak "ÇED gerekli değildir." kararının bilimsel ve teknik açıdan uygun olduğu kanaatine varılmıştır.
İdare Mahkemesi 2/2/2018 tarihinde davayı reddetmiştir. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilecek mahiyette olduğunu, projenin çevreye etkilerine yönelik tedbirlerin alındığını, çevreye verilecek zararın kabul edilebilir düzeyde olduğunu, dolayısıyla dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığını açıklamıştır. İdare Mahkemesi, başvurucu tarafından yapılan 14.455,15 TL yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına ve davalı lehine 1.660 TL vekâlet ücreti ile davalılar yanında müdahiller tarafından yapılan toplam 460,75 TL yargılama giderlerinin başvurucudan tahsil edilmesine karar vermiştir.
Başvurucunun temyizi üzerine Danıştay Altıncı Dairesi 27/6/2019 tarihinde kararı onamıştır.
Başvurucu nihai hükmü 22/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 9/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
Komisyon 11/9/2023 tarihinde başvurunun makul sürede yargılanma hakkının ve çevre hakkının ihlal edildiği iddialarının kabul edilemez olduğuna, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirlik incelemesinin ise Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Taşınmazın Zarara Uğradığına İlişkin İddia

Başvurucu; taşınmazlarına RES projesi kapsamında acele kamulaştırma usulüyle el konulduğunu, bu işlemlerin kesinleşen kararla iptal edildiğini açıklamıştır. Bununla birlikte kamulaştırma işlemi yapılmasa da taşınmazlarının doğaya zarara verecek olan RES tehdidi altında kaldığını belirten başvurucu, taşınmazların endüstriyel lisans sahası içinde ve yakınında kalması nedeniyle zarar gördüğünü iddia etmiştir. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) RES projesinin çevresel etkiler ile başvurucunun taşınmazları üzerindeki sonuçları arasındaki bağın ortaya konulamadığı, diğer taraftan dava konusu işlemin çevre hukuku ilkeleri dikkate aldığında kamu yararına yönelik meşru bir amaç taşıdığı ve başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmediği görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında daha önce kamulaştırma davası reddedilen parsellerle ilgili yeniden kamulaştırma süreci başlatıldığını, taşınmazlarının RES nedeniyle kamulaştırma tehdidi altında olduğunu açıklamıştır.
Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. Bir anonim şirket olan başvurucu, ticari alanda faaliyet göstermektedir. Bu bağlamda tüzel kişiliğin niteliğiyle faaliyeti arasındaki ilişki ve RES'in taşınmazları üzerindeki olumsuz etkisine ilişkin olarak başvurucunun iddiaları gözetildiğinde başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerekir.
Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetini öncelikle yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
Başvurucunun başvuru yollarının tüketilmesi noktasında kendisinden beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §§ 27, 28). Ancak somut olayın koşulları itibarıyla başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağının veya etkili olmadığının anlaşılması hâlinde anılan yollar tüketilmeden yapılan bir başvuru incelenebilir (Şehap Korkmaz, B. No: 2013/8975, 23/7/2014, § 33).
Başvuruya konu olayda "ÇED gerekli değildir." kararının iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi sonrasında başvurucu bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, RES projesinin taşınmazı üzerinde yarattığı olumsuz etkilerden yakınmaktadır. Derece mahkemeleri kararları incelendiğinde dava konusu işlemin hukuka uygun olup olmadığı ile sınırlı bir değerlendirme yapılıp idari işlemin taşınmazın değerini etkileyip etkilemediğine dair bir iddiayı değerlendirmemiştir. Başvurucu, idari işlem nedeniyle uğradığını iddia ettiği maddi zararların tazmini için yargısal makamlar önünde dava açma imkânına sahiptir. Diğer taraftan başvurucu, uğradığını iddia ettiği zarar yönünden başvuru yollarının tüketilmesinin yarar sağlamayacağı veya etkili olmadığına dair herhangi bir iddia ileri sürmemiştir. Bu hâliyle başvurucunun söz konusu dava yolunu tüketmeden bireysel başvuruda bulunduğu görülmektedir.
Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik sebepleri incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılama Masraflarına İlişkin İddia

Başvurucu, yüklü yargılama masraflarına katlanmak zorunda kaldığından yakınmaktadır.
Başvuruya konu olayda yargılama giderinin başvurucudan tahsiline hükmedilen bir miktar para olduğundan başvurucunun mal varlığına dâhil olan bu paranın Anayasa'nın 35. maddesi anlamında mülk teşkil etmektedir (benzer yöndeki değerlendirme için bkz. A.D., B. No: 2015/10393, 9/1/2019, § 58). Mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin öncelikle kanuni bir dayanağı olmalı, kamu yararına dayalı meşru bir amacı bulunmalı ve son olarak ise müdahale ölçülü olmalıdır (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 62).
Yargılama masraflarının başvurucu üzerinde bırakılması, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümleriyle öngörülmekte ve davayı kaybeden tarafça ödenmesi kapsamında meşru bir amaç taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi A.D. kararında yargılama kapsamında yapılan giderlerin bu giderlere yol açan davayı kaybeden tarafa yükletilmesinin mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyi haklılaştırabileceğini, bununla birlikte uyuşmazlığın çözümüne hiçbir yarar sağlamadığı anlaşılan yargılama masraflarının yapılmasının müdahaleyi ölçüsüz kılabileceğini belirtmiştir. Ayrıca yargılama giderleri yükletilmesinin her hâlde, yargı sisteminin iyi yönetilmesi amacı çerçevesinde kamu yararı ile karşılaştırıldığında müdahalenin bireylere şahsi olarak aşırı bir külfete yol açmaması gerektiğini vurgulamıştır (aynı kararda bkz. § 72).
Somut olayda davanın reddedilmesine bağlı olarak başvurucu aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama sırasında yapılan giderlere hükmedilmiştir. Yargılama masraflarının vekâlet ücreti ile başvurma harçları, vekâlet harçları, posta giderleri, keşif harçları ve keşif-bilirkişi giderleri olduğu görülmektedir. Başvurucunun yapılan yargılama giderlerinin uyuşmazlığın çözümüne katkı sağlamayan hususlar olduğuna dair bir iddiası bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargılama masraflarının (bkz. § 7) -toplam tutarı gözetildiğinde- başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği değerlendirilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Taşınmazın zarara uğradığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargılama masraflarına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 18/4/2024 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Arşivdeki ilgili kararlar

Henüz bağlantılı karar yok.

AYM'nin atıf yaptığı kararlar