İçeriğe geç

ABDULKADİR KAPLAN VE DİĞERLERİ (2) Başvurusu

İhlal olmadığı İskele, liman, dolgu Hatay
AYM'de aç
Başvuru no
2020/4747
Başvuru tarihi
23.01.2020
Karar tarihi
20.12.2023 (1.427 gün)
Karar veren
Birinci Bölüm
Resmî Gazete
—
Mevki
Hatay Payas
Yatırımcı / proje
Tahmil ve Tahliye İskelesi ile Dolgu Alanı Projesi
Yatırım türü
İskele, liman, dolgu
Başvuru konusu

Başvuru, Hatay'ın Payas ilçesinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Tahmil ve Tahliye İskelesi ile Dolgu Alanı Projesi (Proje) için verilen çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

AYM kararının gerekçesi (özet)

Anayasa Mahkemesi başvuruyu özel hayata saygı hakkı kapsamında incelemiş; Mahkeme öncelikle bazı başvurucuların bireysel başvuru süreci devam ederken hayatlarını kaybettiklerini ve mirasçılarının başvuruyu sürdürmek istediklerine dair bir talepte bulunmadıklarını tespit ederek bu kişiler yönünden başvurunun düşmesine karar vermiştir. Diğer başvurucular bakımından ise Mahkeme, çevresel karar alma süreçlerinde kamusal makamların geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu ancak bu süreçte bireylerin temel hakları ile kamu yararı arasında adil bir denge kurulmasını sağlayan usul güvencelerinin bulunup bulunmadığının denetlenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda proje hakkında halkın bilgilendirilmesi amacıyla gerekli ilanların yapıldığı ve yöre halkının katıldığı bilgilendirme toplantısının düzenlendiği, bu nedenle başvurucuların çevresel karar alma sürecine katılma imkânından mahrum bırakılmadıkları değerlendirilmiştir. Ayrıca derece mahkemesince alanında uzman bilirkişilerle keşif yapıldığı, bilirkişi raporuna yapılan itirazların dikkate alınarak ek rapor alındığı ve başvurucuların iddialarının raporlarda ayrıntılı biçimde değerlendirildiği tespit edilmiştir. Bu kapsamda çevresel etkilerin ve risklerin yargısal makamlar tarafından kapsamlı biçimde incelendiği ve ÇED raporunda gerekli tedbirlerin öngörüldüğü sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Mahkeme, derece mahkemelerinin başvurucuların iddialarını değerlendirdiğini ve bireysel menfaatler ile kamusal menfaat arasında makul bir denge kurduğunu, bu nedenle kamusal makamların özel hayata saygı hakkı bağlamındaki pozitif yükümlülüklerini ihlal etmediğini belirterek Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Bu özet arşiv editörlerince hazırlanmıştır. Bağlayıcı metin için karar metnine bakınız.
III. HÜKÜM
  1. Açıklanan gerekçelerle;
  2. A. Başvurucular Abdulkadir Karaaslan, Ahmet Kertmen, Ekrem Okur, Hamza Eroğlu, İbrahim Öngün, Mustafa Aydın, Mustafa Çobalak, Nedim Yılmaz, Nuray Güner, Sıtkı Akyüz, Süleyman Bayar, Şaban Baytar yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,
  3. B. Diğer başvurucular yönünden özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
  4. C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
  5. D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
  6. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
AYM inceleme sonuçları
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
    Çevre
    Düşme
  • Özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı
    Çevre
    İhlal Olmadığı
Heyet ve taraflar
Başkan
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
Muammer TOPAL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Muhterem İNCE
Raportör
Çağlar ÖNCEL
Başvurucular
Abdulkadir KAPLAN
Abdulkadir KARAASLAN
Ahmet GÖZÜKARA
Ahmet KERTMEN
Ahmet SASA
Ahmet SASA
Ahmet ŞAHİN
Ahmet Tevfik ALAK
Akın ÇAĞABAY
Ali BAĞATUR
Ali DUMAN
Ali TURAN
Ali YARBAŞI
Ali Kerim ONGÜN
Asuman ÖZDOĞAN
Atila ASMA
Aycan DOĞRU
Ayhan TERLEMEZ
Aziz ŞAHİN
Bestami KUNT
Bilal TERLEMEZ
Bilsen KESER
Birol ÇAĞABEY
Bülent YILDIRIM
Deniz DURAK
Doğan GÖKÇE
Döne SASA
Dudu MILIK
Durdu ÇAĞABAY
Ekrem OKUR
Elif GÜNER
Erden ALPARSLAN
Erhan BAKAY
Erman YOKUŞ
Eşber BAYAR
Eşref BAYAR
Etem YAHŞİ
Eyyüp TEPER
Eyyüphan YİĞİT
Fadime GÜNER
Faruk AKAT
Fatma TURAN
Ferhat AYDIN
Fevzi ŞİMŞEK
Gülcan SAVCI
Güllü GÖK
Hacer BAYLAN
Hakan ÖMERCİOĞLU
Hale ÖMERCİOĞLU TAŞ
Halil AKYÜZ
Halil SASA
Hamdi ÖMERCİOĞLU
Hamza EROĞLU
Handan ÖMERCİOĞLU
Hanifi YILDIRIM
Hasan ATEŞ
Hasan ONGÜN
Hasan ŞAHİN
Hasan TURAN
Hasan YAZĞAN
Hatice SASA
Hayati ÇELEN
Hüseyin ATEŞ
Hüseyin KAPLAN
Hüseyin KELEP
Hüseyin ŞAHİN
İbrahim AKAT
İbrahim OKUR
İbrahim ÖNGÜN
İbrahim YAZĞAN
İbrahim YILMAZ
İrfan ŞAHBUDAK
Kadir ONGÜN
Kadir YILMAZ
Kahraman ONGÜN
Kalender ONGÜN
Kamil KARAKUŞ
Kasım ÇAĞABEY
Kazim BAKAN
Kemal AYDIN
Kemal ONGÜN
Mahir YILDIRIM
Mahmut ŞAHİN
Mehmet AKYÜZ
Mehmet ATEŞ
Mehmet BOLAT
Mehmet GÜNER
Mehmet MILIK
Mehmet ÖZDEMİR
Mehmet SASA
Mehmet SELLİ
Mehmet YAZĞAN
Mehmet YILMAZ
Mesut KAVAK
Mevlüt ER
Mevlüt YOKUŞ
Muhamet TAŞTEKİN
Murat AYDIN
Murat GÖKÇE
Murat SASA
Musa BOĞA
Musa GÖKÇE
Musa GÜZEL
Musa OKUR
Mustafa AKAT
Mustafa AYDIN
Mustafa ÇOBALAK
Nadir KÖĞÇE
Necati KOCA
Nedim YILMAZ
Nesmi Kader ÜNLÜ
Nuray GÜNER
Nurten ÖZ
Onur KOCA
Orhan KAYA
Osman ARI
Osman TURAN
Ömer ÇELEN
Ömer GÜNER
Ömer Faruk YILMAZ
Özgür ÇAĞABEY
Ramazan Metin ÜZER
Sabahaddin YÜCEL
Sadık YILMAZ
Selahettin YÜCEL
Selçuk SASA
Sema ÖMERCİOĞLU
Seyfettin ÇELEN
Sezai PALTA
Sıtkı AKYÜZ
Soner YÜCEL
Süleyman BAYAR
Şaban BAYTAR
Şahin APAYDIN
Tahir SASA
Tahir YAHŞİ
Tayyar YAHŞİ
Turgay KUNT
Turgut ŞAHBUDAK
Türkan GÜNER
Uğur BOZKURT
Ümit ÇAĞABAY
Yakup GÜLBAHAR
Yakup MILIK
Yasin KUNDAK
Yaşar YÜCEL
Yıldız AKYÜZ
Yusuf AKYÜZ
Yusuf ŞAHİN
Yusuf TURAN
Zehra YÜCEL
Zeliha AKYÜZ
Akın ÇETİN
Nevin KARAGÜL
Vekil
Av. İsmail Hakkı ATAL

Süreç

  1. 2007 ≈ Dava
    Abdulkadir Kaplan ve diğerleri ÇED olumlu kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Hatay 1. İdare Mahkemesinde dava açtı.
  2. 12.07.2007 İdari işlem
    Hatay Payas ilçesinde yapılması planlanan Tahmil ve Tahliye İskelesi ile Dolgu Alanı Projesi için ÇED olumlu kararı verildi.
  3. 28.12.2018 Keşif / bilirkişi
    Mahkeme tarafından görevlendirilen bilirkişi heyeti inceleme yaparak ÇED olumlu kararının çevresel açıdan kabul edilebilir olduğu yönünde rapor sundu.
  4. 18.03.2019 Kanun yolu
    Abdulkadir Kaplan ve diğerlerinin rapora itirazları üzerine bilirkişi heyetinden ek rapor alındı ve projeye ilişkin çevresel etkilerin kabul edilebilir düzeyde olduğu tekrar belirtildi.
  5. 09.05.2019 Kanun yolu
    Hatay 1. İdare Mahkemesi, bilirkişi raporlarına dayanarak davanın reddine karar verdi. Abdulkadir Kaplan ve diğerleri verilen karara karşın temyiz talebinde bulundu.
  6. 07.11.2019 Kanun yolu
    Danıştay 6. Dairesi temyiz talebini reddederek İdare Mahkemesi kararını kesin olarak onadı.
  7. 23.12.2019 Tebliğ
    Abdulkadir Kaplan ve diğerleri nihai kararı öğrendiler.
  8. 22.01.2020 AYM başvurusu
    Abdulkadir Kaplan ve diğerleri Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulundular.
  9. 23.01.2020 AYM başvurusu
    Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunuldu.
    Anayasa Mahkemesi
  10. 20.12.2023 AYM kararı
    Anayasa Mahkemesi (Birinci Bölüm) kararını verdi: İhlal olmadığı.
    Anayasa Mahkemesi
Süreç özeti
İlk kayıtlı olay
01.01.2007
AYM'ye başvuru
23.01.2020 (ilk olaydan 13 yıl 0 ay sonra)
AYM kararı
20.12.2023 (başvurudan 3 yıl 10 ay sonra)

Olaylar, karar metninin Olay ve Olgular bölümünden (yeni kararlarda Bireysel Başvuru Süreci alt başlığı dahil) derlenmiş ve editörce onaylanmıştır. ≈ işaretli tarihler yaklaşıktır.

Metin AYM Kararlar Bilgi Bankası'ndan alınmıştır; editöryal düzeltmelere tabi olabilir. Paragraf numarasına tıklayarak bağlantı, ile AYM biçiminde atıf kopyalayabilirsiniz.
bilirkişi vurgulandı.

I. BAŞVURUNUN ÖZETİ

Başvuru, Hatay'ın Payas ilçesinde özel bir şirket tarafından yapılması planlanan Tahmil ve Tahliye İskelesi ile Dolgu Alanı Projesi (Proje) için verilen çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararının iptali talebiyle açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvurucular, Proje ile ilgili olarak verilen 12/7/2007 tarihli ÇED olumlu kararının iptali amacıyla Hatay 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme) yürütmeyi durdurma talepli dava açmıştır. Dava dilekçesinde; balıkçılık yapan başvurucuların Proje yakınında bulunan balıkçı barınağını kullandıkları, Projenin gerçekleşmesi hâlinde bölgenin bir kısmının avlanmaya yasaklanacağı, ayrıca çevrenin kirliliğini önemli ölçüde artıracağı ileri sürülmüştür.
Mahkeme, yürütmeyi durdurma talebinin reddine ve uyuşmazlık konusuyla ilgili bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar vermiştir. Biyoloji, çevre mühendisliği, arkeoloji, inşaat mühendisliği, peyzaj mimarlığı, jeoloji mühendisliği ve şehir bölge planlama alanlarında uzman yedi kişilik bilirkişi heyetince inceleme yapılarak 28/12/2018 tarihli bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Raporda; Projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir makul düzeylerde olduğunun belirlenmesi nedeniyle Projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediği bildirilmiştir. Öte yandan raporda, Projenin etki alanının 2 km olmasına rağmen başvurucuların kullandığı ruhsatsız balıkçı barınağının Projeye 2,32 km uzaklıkta olduğu, balıkçı barınağının İskenderun Demir Çelik Fabrikasına uzaklığının ise 1,30 km olması nedeniyle bu tesisten etkilenme ihtimalinin çok daha yüksek olduğu vurgulanmıştır.
Başvurucular anılan rapora itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde; Projenin nüfusun yoğun olduğu yerleşim yerlerine, ulaşım hatlarına, enerji santrallerine yakın olduğu belirtilmesine rağmen, bu alanlara etkisinin değerlendirilmediğini, tarafsız bir inceleme yapılmadığını ileri sürmüştür. Dilekçede ayrıca, balıkçı barınağının batı tarafındaki korunak nedeniyle balıkçıların mecburen Proje alanına doğru denize açıldığının gözden kaçırıldığı, proje sahası ve etki alanında yer alan biyolojik, fiziksel çevre ve çeşitlilik, doğal kaynaklar, yabanıl ve sucul yaşam ile sosyal yaşam hakkında eksik bilgi verildiği belirtilmiştir. Son olarak dilekçede, endemik türler için alınan önlemlere yer verilmediği gibi olası depremlere ilişkin önlemlerin neler olduğunun da belirlenmediği ileri sürülmüştür. Mahkemece itirazlar kapsamında ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 18/3/2019 tarihli ek raporda; Projenin bölgenin flora ve faunasına, yabanıl ve sucul yaşama kalıcı bir zararının olmadığı, bölgede endemik tür bulunmadığı, tesislerin büyük ölçekli depremlere dayanıklı olduğu bildirilmiştir. Başvurucular ek rapora itirazda bulunarak incelemeye esas alınan bazı verilerin güncel olmadığını ileri sürmüştür.
Mahkeme 9/5/2019 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Gerekçede; bilirkişi raporuna atıfla ÇED olumlu kararının hukuka uygun olduğu, başvurucuların itirazlarının raporu esaslı olarak kusurlandırmadığı belirtilmiştir. Anılan karara karşı temyiz talebinde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen hususlar (bkz. § 4) tekrar edilerek raporun çelişkili ve yetersiz olduğu ileri sürülmüştür. Danıştay 6. Dairesi (Daire) 7/11/2019 tarihinde Mahkemenin kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle temyiz talebini kesin olarak reddetmiştir.
Nihai kararı 23/12/2019 tarihinde öğrenen başvurucular 22/1/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
Başvurucular 14/3/2019 tarihinde aynı yargılama kapsamında bireysel başvuruda bulunarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. 2019/8700 başvuru numaralı dosyada yapılan inceleme sonucunda 28/12/2021 tarihinde anılan hakkın ihlal edildiğine ve başvuruculara tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

A. Başvurucular Abdulkadir Karaaslan, Ahmet Kertmen, Ekrem Okur, Hamza Eroğlu, İbrahim Öngün, Mustafa Aydın, Mustafa Çobalak, Nedim Yılmaz, Nuray Güner, Sıtkı Akyüz, Süleyman Bayar, Şaban Baytar Yönünden
Anayasa Mahkemesi olay ve olguları somut başvuru ile benzer nitelikte olan Melle Malgir (B. No: 2014/11355, 15/2/2017) kararında uygulanacak anayasal ilkeleri belirlemiştir. Bu çerçevede somut olayda bireysel başvuru tarihinden sonra başvuru süreci devam ederken başvurucuların farklı tarihlerde yaşamını yitirdiği ancak başvurucuların vekiline yapılan tebligata rağmen mirasçıların başvuruyu devam ettirmek istediklerine ilişkin taleplerini Anayasa Mahkemesine iletmediklerinden ve başvurunun incelenmesini devam ettirmeyi gerekli kılan ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 80. maddesinin (2) numaralı fıkrasında öngörülen nedenlerden birinin de bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun düşmesine karar verilmesi gerekir.

B. Diğer Başvurucular Yönünden

Başvurucular; balıkçılık yaptıkları bölgenin yakınlarında kurulmak istenen ve gerekli duyurular yapılmadan hazırlanan Proje ve bu projeye ilişkin ÇED olumlu kararı nedeniyle sağlıklı çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Nitekim Projenin yapıldığı alandaki kirliliği artırmasının bir sonucu olarak kanser vakıalarının da artış gösterdiğini belirten başvurucular, Mahkemenin itirazlarını gözetmeden yetersiz bilirkişi raporu ile karar verdiğini belirtmiştir. Öte yandan başvurucular, yürütmeyi durdurma kararı verilmemesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle Projenin Mahkeme karar vermeden önce tamamlandığını, lehte bir karar verilmesi hâlinde uygulanma imkânının da ortadan kalktığını beyan ederek özel hayata saygı hakkı, etkili başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde; başvurucuların mağdur sıfatının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiği, başvurucuların daha önce aynı konu ile ilgili bireysel başvuru yapmalarına karşın bu hususu bildirmemeleri nedeniyle başvuru hakkını kötüye kullandığı bildirilmiştir. Görüşte ayrıca, yargı sürecinde Proje kapsamındaki faaliyetlerin riskleri ve zararlı etkileri yönünden kapsamlı ve nitelikli bir araştırma yapılarak ÇED raporunun hukuka uygun bulunduğu vurgulanmıştır. Başvurucular Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.
Başvuru, Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmiştir.
Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade edecek şekilde tanımlanan ÇED prosedürü; çevresel varlıkları korumayı amaçlayan, proje şeklindeki faaliyetler için uygulanan, muhtemel olumsuz etkileri değerlendiren ve bunların yanında faaliyet sahibi, kamu otoritesi ve halkın karşı karşıya geldiği bir süreci ifade etmektedir (Mehmet Kurt [GK], B. No: 2013/2552, 25/2/2016, § 73).
Bu bağlamda ÇED; kalkınma ve ekonomik gelişme için yapılacak yatırım ve faaliyetlerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan, karar verme sürecini etkileyen, dolayısıyla karar mercilerine kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmeleri için seçenek üreten ve bu seçeneklerin olumlu ve olumsuz yönlerini saptayan bir yöntem olarak görülmektedir. ÇED ile korunmaya çalışılan temel unsur; çevre ve bu çevre içerisindeki varlıklardır (AYM, E.2013/89, K.2014/116, 3/7/2014; E.2006/99, K.2009/9, 15/1/2009; Mehmet Kurt, § 74).
Çevresel karar alma süreçlerinin karmaşık yapısı nedeniyle kamusal makamların geniş bir takdir yetkisi olduğu açıktır. Bu bağlamda söz konusu alanda bir projenin inşası ve işletilmesi hususunda kamusal makamlarca verilen kararın yerindeliğinin denetlenmesi Anayasa Mahkemesinin görevi değildir. Bununla birlikte süreçte, bireyin temel hakları ile söz konusu kamusal menfaat arasında gerekli dengenin tesisine hizmet edecek güvencelerin yer alıp almadığının tespiti önemli olup belirtilen yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediğinin tespitinde ise çevresel meseleler bağlamında söz konusu olan usul güvencelerinin gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir (Mehmet Kurt, § 75).
Öncelikle somut olayda başvurucular, Proje hakkında duyuru veya bilgilendirme yapılmadığını ileri sürmüştür. Buna karşın, bilirkişi raporunda bilgilendirme toplantısının yapılacağı tarih ve yerin ulusal ve yerel gazete aracılığıyla ilan edildiği ayrıca Payas Belediyesi tarafından mevzuata uygun şekilde duyurulması sonucunda anılan toplantının yöre halkının katılımıyla yapıldığı belirlenmiştir. Dolayısıyla başvurucuların çevresel bilgilendirme sürecine katılım olanağı bulamadıkları söylenemez.
Öte yandan başvurucular, Mahkemenin yetersiz bilirkişi raporu ile hatalı bir karar verdiğini, raporlara yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını ileri sürdüğü görülmüş ise de Mahkemece, alanında uzman bilirkişiler ile mahallinde keşif yapılarak bilirkişi raporu alındığı, başvurucuların anılan rapora itirazları dikkate alınarak ek rapor düzenlenmesinin sağlandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte, bilirkişi raporlarında başvurucuların iddia ve itirazlarının ayrıntılı olarak değerlendirildiği ve ÇED olumlu kararının nedenlerinin kapsamlı bir gerekçe ile karşılandığı belirlenmiştir. Netice itibarıyla Mahkemece, dava konusu kararın 9/8/1983 tarihli ve 2982 sayılı Çevre Kanunu ile bu kanuna dayanılarak çıkarılan yönetmeliğe uygun olarak hazırlandığı anlaşıldığından, ÇED olumlu kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla başvurucuların söz konusu çevresel rahatsızlığa ilişkin iddialarını, ilgili usule ilişkin güvenceleri haiz olarak yargısal makamlara sunma ve inceletme imkânı bulduğu anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak başvuru konusu olayda gerçekleştirilmesi planlanan Projenin faaliyetlerinin riskleri ve zararlı etkileri yönünden ilgili yargısal makamlarca kapsamlı ve nitelikli bir araştırma yapıldığı, yapılan bu araştırma sonucunda ÇED raporunda gerekli bütün tedbirlerin öngörüldüğü sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Projenin faaliyet süreçlerinde gerçekleştirilen idari eylem ve işlemlerin hukukiliği derece mahkemeleri tarafından iddiaları karşılayacak yeterlilikte değerlendirilmiştir. Bu durumda başvurucuların ve kamunun somut başvuru özelinde karşı karşıya gelen menfaatleri arasında derece mahkemeleri tarafından adil bir denge kurulmadığı ve takdir yetkisinin sınırlarının aşıldığı sonucuna ulaşmak mümkün değildir. Bu noktada Anayasa Mahkemesinin kendi takdirini, bilimsel veriler ile bu teknik ve karmaşık alana ilişkin olarak derece mahkemelerinin takdiri yerine ikame etmesi düşünülemez.
Yukarıda yer verilen tespitler ışığında kamusal makamların olaya gereken özenle yaklaşmadıkları, olayda söz konusu olan kamusal ve bireysel menfaatleri gerektiği şekilde değerlendirmedikleri, başvurucuların özel hayata saygı hakkı bağlamında kamusal makamların pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varılması mümkün değildir.
Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucular Abdulkadir Karaaslan, Ahmet Kertmen, Ekrem Okur, Hamza Eroğlu, İbrahim Öngün, Mustafa Aydın, Mustafa Çobalak, Nedim Yılmaz, Nuray Güner, Sıtkı Akyüz, Süleyman Bayar, Şaban Baytar yönünden başvurunun DÜŞMESİNE,
B. Diğer başvurucular yönünden özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 20/12/2023 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

AYM'nin atıf yaptığı kararlar